Yaman Bodrumlu ama şu an Almanya’nin Hamburg kentinde yaşayan Alternatif Rock yapan bir Besteci ve şarkıcıdır. Almanya’da sayısız müzisyenle çalışmış olan Yaman, ilk adımlarını Okul Orkestrasında ve sonra “Atic” adlı bir Punk grubunda atmıştır. Grup 2006 yılında dağılınca, Yaman; “Dandy Proud” adlı solo projesiyle 2007 yılında “A Soundtrack to Your Life” adlı albümünü çıkarır. Aynı yılda öz ismi; yani “Yaman” ile solo projesini sürdürmeye karar verir.
2008 yılında “Jan Potreck” ile “Hayat” albümünü çıkarır. Üzerinde 4 ay çalışılmış olan albüm, bir çok müzik tarzı içerir. Rock müzik için pek kullanılmayan Bossa-Nova ya da Flamenco temalı şarkılar bile albümde yer almaktadır. Hayat albümünü buradan ücretsiz indirebilirsiniz.
Şu an yeni bir albüm üzerinde çalışan Yaman, yeni şarkılarında deneysel rocka yönlenmiş olduğunu açıklıyor. Ayrıca, rock müziği kendi kuralları doğrultusunda harmanlamayı da çok sevdiğini belirtiyor. İlkbahar 2009’da çıkması beklenen albümle Yaman, Türk Rock Dünyasına yeni bir katkıda bulunacağına tüm kalbiyle inanıyor.
Emre Aydin (geboren am 02.02.1981 in Isparta) und Onur Ela waren das Duo der Rockband 6. Cadde, die beim Contest “Sing Your Song 2002” unter 1.574 Teilnehmern den ersten Platz in der Türkei belegten. Ein Jahr darauf kam das Album “Dönersen” auf den Markt. Kurze Zeit später verabschiedete sich Onur Ela aus dem Musikbusiness.
Daraufhin begann Emre Aydin seine Solo-Karriere und brachte Oktober 2006 sein erstes Album “Afili Yalnizlik” auf den Markt. Seine Fangemeinde wächst seitdem kontinuierlich und ist jetzt schon gespannt auf das zweite Album.
Rock müzik ilk öncelerinde Amerika üzerinde blues tarzıyla gelişen ve rock’n'roll bir tarza çeviren müzik türü olarak adlandırabiliriz. 1950 zencilerin yapmış olduğu müziğe bir alternatif olarak gelen Elvis Presley ele alarak değişik tarzların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Daha sonralarındaysa rock müzik hızlı bir gelişme göstermiş vede hard rock heavy metal, punk, psikedelik gibi değişik sesler, bakışlar ve anlayışlara karşı birden fazla bölümlere ayrılmıştır. İlk başlarda sadece eğlenmek amacıyla yapılmış ancak zaman ilerledikce toplumun ve insanların sorunlarına bakış açısı gösteren ayrıca, siyasi sorunlara karşı baş kaldıran vede bunları eleştirel bir bakış açısıyla yapılmaya başlanmıştır. Bununla birlikte süregelen “liberal” yapıyla birlikte toplumda git gide yanlızlaşan bireyinde sesini vede tepkisini dile getiren bir müzik türü halini almıştır.
Rock Müziğin ilk Türkiye’de Çıkışı ve Gelişim Süreci
Türk rock müziği gelişen şartlar ve teknoloji ile birlikte hızla dünyada yaygınlaşırken ülkemize gelmesi ilk önceleri sert tonlamalarda değil, yalnızca “beat” yani ritim tarzında tonlamalar ile yaygınlaşmıştır. Esas anlamda tam bir rock eseri yerine daha çok gitar ritim ve tonlamalarında çalınmaya başlanmıştır. Bunun asıl sebebi o sırada dünyayı kasıp kavuran “The Beatles” grubunun tüm dünya gibi Türkiye’yi de etkilemesi bunun yanı sıra ekipman sıkıntısıda etkilemiştir. Gittikçe gelişen teknoloji ile birlikte ortaya elektronik tınılarda olan Overdrive ve gitarda daha sert tarz yaratan distortion şekli çıkmasıyla rock müzik devir atlamış sayılabilir.
Dünyayı hızla etkileyen rock müzik Türkiye’de bizlere Erkin Koray ile sesini duyurmuştur. Erkin Koray müzisyen bir ailenin çocugu oldugu için rock müzikle kısa sürede tanışır ve bu müzik türünü icra etmeye başlar. Türkiye’de rock müzik türünü Erkin Koray’ın grubundan öncesinde Deniz Harp Okulunun orkestrası kurarak bir ilk olmuşlardır. Erkin Koray ise kendi grubuyla çalarak İstanbul’a bu müziği tanıtarak yaygınlaşmasında katkıda bulunmuştur. Yine 1950′lerin sonlarına Erkin Koray Galatasaray Lisesinde bir konser vermiştir ve bu konser ile Galatarasay Lisesi öğrencisi olan Barış Manço’nunda etkilenerek daha sonralarında bizlere sesini duyurmasını sağlamıştır. Barış Manço müzik hayatına Galatasaray Lisesi’nde Erkin Koray’dan etkilenerek arkadaşlarıyla beraber iki grup kurdu. Bu grupların ilki “Kafadarlar”, ikincisi ise “Harmoniler”di. Türkiye’de ilk rock parçasını da Erkin Koray ortaya koymuştur. Bu parça ilk olarak 1963′de Bir Eylük Akşamı adında bestelenmiş ancak albümle birlikte çıkış tarihi ise 1966 yılında “It’s so Long” adlı eserle sesini duyurmuştur.
Türkiye’de ilk defa sesini duyuran rock müzik, önceleri ingilizce şarkıların çevirileri sayesinde çalınmıştır. Türk gruplar ortaya yeni eserler yaratmak yerine yabancı şarkı sözlerini türkçe söylemeyi tercih etmiştir ve bazı parçaların sözleride ingilizce söylenmiştir. Bu esnada ise Erkin Koray, “The Beatles” grubunun “beat” tarzını popüler kılmasından önce bu tarzdaki ilk albümünü yayınlamıştır. Ancak daha sonrasında ise türkçe albümlerle sesini bizlere duyurmuştur. Bu tarz çevirme albümünü işk olarak yayımlayan Erkin Koray’dır. Aslında ilk Türk rock müzik parçalarını ise adı pek duyulmamış olan Tünay Akdeniz ile grubu bizlere 1975 yıllarında “Salak” adlı taş plaklarıyla duyurur. Türkiye’deki ilk rock albümü olan bu eser satışları oldukça ilgi görmüştür. Albüm adındaki “Salak” isimli parça söz ve müziğiyle tam anlamda Türkiye’deki ilk rock parçası sayılır. Bu tarihte ilk olarak ortaya çıkan bu albüm çıkış zamanı açısından da önemlidir. Çünkü bu dönemde Türk rock müziği duraksama dönemini yaşamıştır. Bu dönemde MFÖ ve Erkin Koray yurt dışında stüdyo müzisyenliğindedirler ve bu albüm ile duraksamaya giren rock müzik yeniden canlanma göstermiş ve ayrıca iyi bir satış elde etmiştir. Bunun yanı sıra bu albüm herkesin yakından tanıdığı ünlü Led Zeppelin grubununda ilgisini çekmiş ancak maddi durumlar yüzünden gerekli desteği alamamıştır. Salak albümü rock tarzın ilkleri olarak ise sorunlarla karşılaşmış hatta Rtük tarafından şarkı sözleri sebebiyle de geri çevrilmiştir ve bu durum 2000′li yıllara kadar süre gelmiştir. Rock müzik gelişme göstererek Barış Manço, Cem Karaca, Moğollar, Üç Hürel gibi isimlerle kendinden söz ettirmiştir. Türk rock müzik sözleriyle gerek görünüşleriyle tepki aldılar. Tarzlarla birlikte ise Erkin Koray eleştiri alırken Barış Manço ise özgünlükle adlandırıldı vede örnek alınacak bir kişiliğe dönüştü. Ayrıca devlet desteği gören Cem Karaca ise sonradan sorunsal bir kimlik olarak algılandı. Biz bu konuya fazla girmeyelim. Ayrıca Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok türkçe ve yavaş rock tarzındaki parçalarla tanındılar.
Bu aradaki zaman zarfında ise artık Türkiye’de rock müzik tarzları oluşmaya başlar. Anadolu rock, rock, rock’n’roll gibi farklı tonlamalar çıkmıştır. Özellikle Cem Karaca’nın askerde anadolu insanını tanımasından sonra gelişen anadolu rock türüde bugün Haluk Levent ile süregelmektedir. Erkin Koray ise genel anlamda çeşitli tarzlarda çaldı ancak Alaturka Rock tarzını Türkiye’de duyurdu. Beat yani ritimsel rock ise Erol Büyükburç ile gelmiş diyebiliriz.
1980 Sonrası Türk Rock ve Türkiye’deki Gelişimi
80′lerin sonuna doğru yaşanan liberizm dalgasıyla birlikte kötü günler gelsede bu dönemde rock müzik atak göstermiştir. Çünkü sıkı yönetimle birlikte gelen birçok kısıtlamar ile rock müzik yapanlar yurt dışına gidip oraları tercih etmişlerdir. Bu dünyada baş gösteren liberizm duygusu kişiyi içine kapanık, mutsuz vede dolu bir hale getirmiştir. Bununla birliktede heavy metal dalgası ve heavy metale karşı bir ilgi başlamıştır. Heavy metal sert tarzıyla kişinini içini insanlara dökmesi olarak görülmüş vede Türkiye de geç yaygınlaşmıştır. Bu dönemde ses vokalin önde olmadan sadece müzik türüyle bir popülarite kazanmasıdır. Çoğu zaman iyi bir ses ile parçalar ön plan kalır ve sevilirler ancak bu heavy metalde tam tersine bir sonuç doğurmuştur. Sesin geride kaldığı gitar ve müziğin daha önde olduğu heavy metal türü bu dönemde gelişme göstermiştir. Uzun uzun atılan solo ve gitar ritimleri sevilmiş ses vokal arka planda kalmıştır. Bu yıllardaki rock müzik gelişiminin önemide Punk tarzının gelişmesi diyebiliriz. Çünkü punk daha rahat bir tarz ve isyankar yönüyle kendisini ifade etmiştir.
Tüm dünya gibi Türkiye’de de 80′li yılların sonrasında rock kültüründe fiziki dış görünüşün önemi anlaşılır. Dik ve çeşit çeşit saç tipleri daha uçuk giyinme tarzları ile beraber kişinin kendisini daha iyi ifade etmesini sağlamıştır. Bu giyinme tarzlarının bazı simgelerin seçilmeside liberal akımın kişiyi etkisi altına almasıyla başlamıştır. Eline gitar alan herkes kendi müzik ve biçim tarzını ortaya koymaya çalışmış ancak bunun etkileri ise 80 lerde değil daha ileride sıkça görülmeye başlanmıştır.
Özellikle 1986 da kurulan Pentagram grubu Türkiye’de ilk heavy metal grubu olarak devrim yapmıştır. İlk çıkan rock grupları gibi bunlarda ingilizce şarkı yaparak yurt dışına çalışmaktaydılar ancak yıllar sonra 1996 sonlarında ilk Türkçe heavy metal albümlerini çıkartarak büyük bir ilgi görmüşler ve Türkçe şarkılara ağırlık vermişlerdir. Pentagramdan önce Türkçe Heavy Metal yapanlarda olmuştur ancak diğerleri bu kadar çok ilgi görmemişlerdir. Günümüzde Avrupada adı bilinmektedir.
Bu dönemde blues ve county tarzında Erkan Oğur, Batu Mutlugil, daha sonraları ortaya çıkan Yavuz Çetin, Moğollar’ın gitaristi Cahit Berkay gibi isimlerde öncüler olmuşlardır. Bunlardan Erkan Oğur, blues öğrenmek için Missisipi’ye gitmiştir. Bluescuların tabiriyle blues çalmak için Missisipi’yi baştan aşağı geçmek gerekir. Erkan Oğur buraya gittiğinde onun için “Missisipi’yi çoktan bin defa baştan aşağı geçmiş” denmiştir. Bu tarzın günümüze yansımış ve popüler kılmış isimleri Replikas, Duman, Yavuz Çetin bazı isimlerdir. Özellikle de Duman ve Replikas müzikde doğu harmanı kullanarak günümüzde başarılı gruplardır.
Türkiye’de rock müzik 80′lerde gelişen sesini 90′lı yıllarda daha gür çıkartan ancak kendisi 2000′li yıllarda bulan ve gelişme gösteren bir müzik türü olmuştur. 90 ların başında elektronik tarzın çıkmasıyla beraber alternatif rock gibi türler çıkmıştır. Bu dönemde birçok türle tanışan Türk rock “Radical Noise” grup hardcore tarzında çalmıştır. 94 yılında Çek Cumhuriyetinde albümlerini ingilizce o olarak çıkartan grup Avrupada sesini duyururlar ve günümüzde bunları örnek temsil eden başarılı gruplar Çilekeş ve Manga gibi isimlerdir. Bunlar Türkiye de numetalin öncüleri olarak adlandırabiliriz. 90′lı yıllarda patlama gösteren pop tarzını 93 yılında albüm çıkartan Kargo grubu Türk Rock müziği yeniden harekete geçiren isimdir. Yaptıkları albümle birlikte pop tarzı listelerde ilk sıraları almayı başaran grup piyasayı hareketlendirmiş ve Türk Rock daha ön planda kalmıştır. Ayrıca bu dönemde çıkan Cemali gurubu Yuhyuh adlı parçasıyla Rtük engeline takılsalarda o dönem hareketlendirme getirmiş ve Türkçe Rock ile Türkçe sözlerle Amerikada başarı kazanmışlardır. Bunların ortak özelliği alternatif yani elektronik müzik alt yapısıyla daha geniş kitlelere hitap etmeleridir. Yine bu dönemde Cem Karaca’yı takip eden ve kendi sesini bizlere duyuran Haluk Levent’tir. Haluk Levent parçalarında Türkçe rock içine anadolu ezgileri katıp Anadolu Rock ile kendisini duyurmuştur. Genelliklede köyden kente geçenlerin ve muhalif tarafın temsilcisi sayılmıştır ancak ilerleyen dönemde farkına varıp kendi kendine derece atlamaya çalışarak farklı parçalarda üretmiştir. Özelliklede Türküleri cover yaparak şimdide moda olan bu akımı başlatmıştır. Bu cover akımı daha öncede olsa da Haluk Levent ile kendisini geliştirmiştir.
Gelişen ticaret ile birlikte Çin gibi ülkelerden düşük ücretli gelen müzik aletleriyle birlikte daha kolay elde edilmesi sağlanmış ve gençlerin müzik üzerine yönelmeleri etmen olmuştur. Çünkü müzik aleti almak için daha öncelerinde yurt dışından bir firma bulmak ve ordan iletişime geçerek almak gerekmekteydi. Ancak gelişen şartlarla birlikte bu aşamalar kaydedilmiş günümüz Türk rock müziğinede katkılarda getirmiştir. 2000′li yıllarda kent kültürü oluşmasıyla birlikte yanlız ve içine kapanık bir kitle meydana gelmiştir. İşte bunlarda yeni tarzın temellerini atmışlardır. Teoman, Şebnem Ferah ve Kargo gibi başlıca isimler bu müzik türünü alıp götürmüşlerdir. 1996’da çıkan Şebnem Ferah’ın “Kadın” isimli albümü ile Aylin Aslım başlıcalarıdır. Yıllarca siyaset vede iğneleme amacı güden vede arada aşkı dile getiren şarkı sözleri birden umutsuzluğu, yaşamdan kopmuşluğu dile getiren sözler haline gelmiştir. Gelişen ve güçlenen piyasa ile Athena, Duman, Mor ve Ötesi ve Manga gibi başlıca gruplarda önceden var olsalarda kendilerini bu dönemlerde ifade ederek popülerleşmişlerdir. Athena grubu ilk 1987 yılında bir metal grubu olarak ortaya çıkmış ve 1993’te sert bir albüm yayınlamıştır. Ancak kendisini futbolun geliştiği yıllarda Holigan adlı albümüyle daha popüler bir tarzda yakalamıştır. Bundan sonra popüler rock kültürüyle devam etmiş ve ilgiyi toplamıştır.
Sonuç olarak giderek yaygınlaşan rock müzik günümüzde dejenere olmuş ve popüler müzik halini almıştır. Çünkü yaşam tarzından çıkarak daha çok piyasa ve görüntüye önem veren bir hale gelmiştir. Ancak bunun temeli böyle değil görüntüye önem verilip müziği ikinci plana atmak değil tam tersidir.
Alternatif müziğin başarılı grubu Yüksek Sadakat ikinci albümleri Katil & Maktûl’de kadro degisikliyi yapip davulculari Deniz Alemdar ve solistleri Cemil Demirbakan ile yollarını ayırdı. Gruba Kenan Vural ve efsane davulcu Alpay Şalt’la katildi.
Ancak bu değişim Yüksek Sadakat’a bağlı olan hayranları etkilememiş gibi gözüküyor.
“Uzakta olsakta, oradaki fan’ların güçlü titreşimleri buralara kadar ulaşıyor”
6 Haziran’da Mannheim’da, Yüksek Sadakatın’da katılacağı Türk Rock Festivalinde 15 Rock Grubu bir gecede bir sahneyi paylaşacak. Grupla festival öncesi görüşüp güzel bir söyleşi yaptık.
1. Yüksek Sadakat’in bir araya gelmesinin hikayesini sizden alabilirmiyiz? Özellikle grup üyeleri nasıl bir araya geldi? Grubun kurucusu Kutlu; bu hikayeyi ondan alabirlimiyiz?
Bundan 10 yıl kadar önce yaptığım besteleri bir gurup çatısı altında icra etme fikri oluşmaya başlamıştı. İlk olarak çevremdeki müzisyen arkadaşlarımla bazı ufak tefek guruplar kurmaya çalıştım. Daha sonraki yıllarda Uğur’un katılımıyla ilk çekirdek kadro oluşmaya başladı. Zaman içinde pek çok müzisyen geldive geçti. Sonuç olarak da Kenan ve Alpay’ın katılmasıyla Yüksek Sadakat son halini almış oldu.
2. Cemil ile yollarinizi bi süre önce ayirdiniz. Kenan’la verdiğiniz ilk konserdeki tepkiler nasıl oldu? Sizin konserden önce kaygılarınız varmıydı?
Kenan ile ilk konser İzmir’de yaklaşık 4000 kişiye verdiğimiz AVEA PATLICAN etkinliği. Kenan gruba geldikten sonra hepimizde bir rahatlama ve pozitif durum hakim oldu. Kendisini yıllar boyunca yaptığı diğer projeleri nedeni ile tanıyor ve nasıl bir müzisyen olduğunu zaten biliyorduk. Bu bakımdan gruba gelmesi bizde kaygı yaratmanın aksine bir rahatlama vesilesi oldu. Ne Kenan ne de grubun geri kalanı ilk konser öncesinde en küçük bir kaygı duymadı. Seyirci muhteşemdi ve Kenan da sanki yirmi yıldır birlikte çalıyormuşuzcasına duruma ve seyirciye hakimdi.
3. Kenan’ın aslında hazırda bir albümü var; ve uzun zamandır bu piyasada olan bir müzisyensin. Ama insanlar seni Yüksek Sadakat ile tanıdı. Belirli bi zaman sonra bu albümü dinleyicilere sunmak istiyormusun?
Şüphesiz benim solo çalışmamda yılların emeği var. Parçalarımı kaydedip bu hale getirmem yıllarımı aldı. Bu bakımdan bu şarkıların dinleyiciye sunulması gerekiyor bir şekilde. Ama bu Yüksek Sadakat çatısı altında da pekala olabilir. Zaman içinde gruba bu parçalardan veya yeni yazdıklarımdan vermeyi isterim. Öte yandan yarın biri çıksa hadi senin albümü baslaım dese, önceliğin Yüksek Sadakat’te olduğunu belirtip, bu solo çalışmanın da piyasaya çıkmasın isterim. Yurt dışında yüzlerce grup sayabiliriz üyelerinin solo albümlere imza attıkları. Yine de bu solo çalışmayı çıkarmak için artık uğraşmıyorum. Söylediğim gibi benim önceliğim Yüksek Sadakat’tir.
4. Geçen sene, bir Bodrum gecesinde, Cemil bir Nilüfer parçası söylemişdi ve bu şarkı’nın yeni albümde yer alacağını belirtmişti o konserde. Ama bu albümde o şarkı yer almadı. …?
Sonuçta kendi parçalarımıza baktık ve fazlasıyla yeterli bulduk. Söyleyecek bir sözümüz olduğu sürece de kendi şarkılarımızdan şaşacağımızı sanmıyoruz.
5. Farklı dallarda olan başka projelerde yer alıyormusunuz? Veya yer almayı düşünebilirmisiniz? Yoksa „Biz Müzisyeniz, müzik dışına çıkmayız’mı diyorsunuz?
Aslında Kenan dışında hepimizin başka işleri var ama bunlar da hep müzikle ilintili. Bu işte başarılı olmaya devam ettiğimiz sürece müzğe olan sadakatimizin yerini başka birşey tutamayacaktır.
6. Altı Haziran 2008 tarihinde Mannheim’da gerçekleşecek olan bir Festival’de 14 sanatçıyla aynı sahneyi paylaşacaksınız. Üstelik sizin ilk Almanya konseriniz olacak. İlk defa Almaya’da yaşayan hayranlarınızla buluşacaksınız. Bu konu hakkında düşüncelerinizi alabilirmiyiz?
Herşeyden önce aynı coğrafyada müzik yapan diğer gruplarla üstelik yurt dışında bir sahneyi paylaşmak bizim için çok keyifli olacaktır. Zaten pekçoğumuz arkadaşız. Gerçek bir rock’n roll durumu var ve biz bundan zevk alırız. Doğla olarak da Almanya’daki sevenlerimize ulaşmak ayrı bir heyecan ve mutluluktur bizim için.
7. Son 1-2 seneden beri Almanya’da rock konserleri yoğunlaştı. Ondan önceki senelerde hiç rock konserleri verilmezken şu an rock festivalleri bile düzenleniliyor. Bu değişim hakkında siz neler düşünüyorsunuz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bir kere dünya gittikçe küçülüyor ve insanların başka coğrafyalara uzanması kolaylaşıyor. Bu şeklde bakarsanız dünya üzerinde rock müzik yapan insanların birbirlerini bulmaları da kolaylaşıyor ve etkileşimler artıyor ve hızlanıyor. Bunun sonucunda da konserlerin hatta festivallerin yoğunlaşması beklenen bir sonuç. Almanya’da rock müzik konusunda işler nasıl yürüyor tam olarak bilemiyoruz ama bu tip organizasyonların artması bizi memnun eder.
8. Bu zamana kadar hep sizinle röportaj yapildi. Peki hiç sizin röportaj yapmak istediğiniz bir grup / sanatçı varmı hayranı olduğunuz? Siz neler sorardınız?
Doğrusu bu çok geniş bir soru. Her birimiz farklı grupları seviyoruz ve sanırız ki hepimiz favori gruplarımızla konuşmak isterdik. Tek tek soruları burada açmak biraz zaman alır ama bizim temel meselelerimiz insanları müzikte karar kılmaya iten faktörlerin neler olduğu, bir şarkıyı yazarken müzisyenin motive eden psikolojinin ne olduğu gibi temel içsel mevzular. Bir müzisyenin müziğini anlamak için onun psikolojisini, ve ruh halini anlamak önemli…
9. TurkishRock.com yoluyla buradaki hayranlarınıza bi mesajıniz varmı?
6 Haziran’da bizi seven herkesi Mannheim’a bekliyoruz. Uzakta da olsak oradaki fanların güçlü titreşimleri buralara kadar ulaşıyor. Konseri hepimiz için unutulmaz bir olay yapalım isteriz…
nach zahlreichen Mails die uns erreichen bzgl. des Turkfest, dass wie wir ja alle wissen leider abgesagt worden ist und nun Bedenken geäussert werden, dass dem Turkish Rock Festival das Gleiche widerfahren könnte, möchten wir nun dazu Stellung nehmen:
Wir möchten ausdrücklich klarstellen, dass wir weder mit der Organisation noch mit den Veranstaltern des Turkfest etwas zu tun haben und möchten damit auch nicht in irgendeinen Zusammenhang gebracht werden. Das Turkish Rock Festival hat Nichts mit dem abgesagten Turkfest zu tun. Das Turkish Rock Festivalfindet definitiv statt und wird nicht abgesagt! Wir sind Rock und nicht Pop. Das Turkish Rock Festival wird von professionellen Konzertveranstaltern durchgeführt und wir garantieren, dass ALLE Künstler da sein werden und auch auftreten und mehr als nur 1 Song spielen werden.
Wir werden in Kürze Videobotschaften der teilnehmenden Künstler an dieser Stelle veröffentlichen sowie bei unserem Medienpartner Metropol FM einzelne Radiobotschaften der Künstler On Air schicken. Karten im Vorverkauf können also ohne irgendwelche Bedenken weiterhin gekauft werden.
Wir möchten an dieser Stelle die Gelegenheit nutzen und uns bei alle bedanken die schon jetzt zahlreich Ihre Karten für das Rockfestival gesichert haben, dessen 2. Teil, aufgrund der europaweiten positiven Resonanz bereits in Planung ist.
Wir freuen uns Euch auf dem grössten Türkischen Rock Festival Europas zu sehen und wünschen uns allen einen unvergesslichen Abend!
Kazım Koyuncu (geboren am 7. November 1971 in Hopa bei Artvin; gestorben am 25. Juni 2005 an Lungenkrebs). Sein Geburtsdatum wurde in seinem Personalausweis als den 10. Mai 1972 eingetragen. Kazim Koyuncu fing schon in der Grundschule an Mandoline zu spielen. Er war begeistert von der Musik und verbrachte als Kind viel Zeit bei seinem Wegweiser und Lehrer der Musik, Yaşar Turna, den er lobend “Großmeister” nannte.
1993 hat er die Gruppe Zuğaşi Berepe (Die Kinder des Meeres), gegründet. Es war die erste moderne Band, die Lieder auf Lazuri, also in lasischer Sprache gesungen hat. Die Band hat bis zu ihrer Auflösung 1999 zwei Alben veröffentlicht.
Koyuncu ist der Begründer des Laz-Rock, des lasischen Rocks, seine Lieder wurden und werden in der ganzen gehört und von allen mitgesungen. 2004 wurde ihm Lungenkrebs diagnostiziert und bevor Kazim Koyuncu den Zug in Richtung Weltmusik besteigen hat können, ist er im Alter von 33 Jahren, am 25. Juni 2005 gestorben.
Kazım Koyuncu ist nicht nur für Rockfans ein Begriff. Er wird geliebt von allen, seine Songs sind heute noch populär und daran wird sich wohl auch kaum was ändern.
Die Gruppe Karga wurde Ende April 2006 bei Belgrad im Zug auf dem Weg von Villach nach Edirne gegründet. Die Musiker unterhielten auf Auftrag eines Reiseunternehmens die Passagiere, die aus verschiedenen Regionen Anatoliens kamen. Der Name Karga (dt. Raabe) stand schon vor dem Reiseende fest.
Die Band spielt eigene Lieder und türkische Rock-Covers von bekannten Bands und Sängern aus der Rockstadt Istanbul. Zudem spielt die Band beliebte und auch manchmal nicht bekannte Rock-Stücke aus den 60er und 70er Jahren im eigenen Underground-Character.
Karga besteht aus vier Musikern: Ömer (Gesang, Gitarre), Özüm (E-Gitarre), Mustafa (Bass), Alex (Schlagzeug).
“Mit Gerede kann man kein Käseschiff bewegen”. So lautet ein türkisches Sprichwort. Hinter diesem Sprichwort steht die Intention, dass man niemals etwas zustande bringen kann, in dem man nur darüber spricht. Um etwas zu bewegen, muss man handeln. Von diesem Sprichwort stammt also der Name der Band, die es sich zur Aufgabe gemacht hat, dieses Schiff mit ihrer Musik in Bewegung zu setzen. Akustik-Rock auf türkisch.
Die türkische Rockband Peynir Gemisi wurde im Oktober 2006 gegründet und gab auch kurz darauf ihr erstes Konzert, welches einen großen Erfolg feierte. Die Mitglieder der Band sind sich einig: “Musik ist das internationale Symbol des Friedens und der Freiheit!”. Demnach ist es für die Band Peynir Gemisi von erheblicher Bedeutung die türkische Musik mit einer internationalen Sprache auf die Bühne zu bringen. Denn die aus zwei unterschiedlichen Ländern und Kulturen stammenden Musiker weisen in ihrem Schaffen eine große Vielfalt auf, dass vor allem ihrer Multikulturalität und der Grenzenlosigkeit der Musik zu verdanken ist.
Baris Akarsu (geboren am 29. Juni 1979 in Amasra bei Zonguldak; gestorben am 4. Juli 2007 in Bodrum) war ein türkischer Rockmusiker und Schauspieler. Er wuchs in seiner Heimatstadt Bartin auf. Er arbeitete zuerst als Animateur und Musiker in Antalya, gewann 2004 in der TV Show Akademi Türkiye und wurde zum Young-Star des türkischen Rock. Auf dem Weg zur Feier seines 28. Geburtstags hatte er einen Verkehrsunfall, an dessen Folgen er am 4. Juli 2007 verstarb.
Nach seinem Tod stellten seine Freunde ein Album aus seinen Songs für Baris Akarsu zusammen. Das Album wurde auf Wunsch seiner Familie herausgebracht und beinhaltet auch eine DVD mit Aufnahmen von seinen Konzerten, Videos und ein Fotoalbum von Baris Akarsu. Das Album trägt den Namen “Ayrilik Zamansiz Geldi“.
Ayna wurde 1996 von Erhan Güleryüz und Cemil Ezören gegründet und bezeichnet sich als Anatolian Rockband. Ihr erstes Video wurde ohne ihr Wissen im Fernsehen veröffentlicht und als Bandname “Ayna” eingeblendet. Diesen Namen haben sie seitdem erhalten. Derzeit besteht die Band aus Erhan Güleryüz (Gitarre und Gesang), Can Güney (Gitarre und Gesang), Orçun Çolak (Keyboard), Can Ergenler (Bass-Gitarre), Ferda Orçun Aca (Schlagzeug).
Sie sind in über 80 Provinzen in der Türkei aufgetreten, haben eine TV-Show im TRT mit dem Namen “Aynadan Yansiyanlar” und haben Soundtracks für TV-Serien wie “Dolunay“, “Hakkini Helal Et“.
Kent Coda sind eine deutsch-türkische Rockband aus Köln. Ich habe Ögünc Kardelen, Christoph Guschlbauer und Timo Ehrler in Köln getroffen und ihnen Fragen über ihr Leben als Musiker gestellt. Zunächst sei klargestellt: Der Name Kent Coda hat eigentlich gar keine Bedeutung, er steht einfach nur für drei Jungs, die zusammen Musik machen. Und diese Musik vereint die Genres Pop, Punk, Rock und Indie.
Die Vorbereitungen für das zweite Album des Trios laufen schon. Einige Songs daraus kann man sich auf ihrer MySpace-Seite www.myspace.com/kentcoda anhören. Darunter haben sie einen der bekanntesten Songs von Mazhar Fuat Özkan gecovert: “Bodrum Bodrum”. Laut eigener Aussage ist es Kent Coda nicht wichtig, ob sie mit dem Album Geld verdienen werden. Sie wollen einfach nur, dass möglichst viele Leute ihre Musik hören.
Eine deutsch-türkische Rockband - da kommt natürlich die Frage auf, wie es sich für die deutschen Musiker anfühlt, türkische Rock-Songs zu singen. In einer Sprache, die ihnen, bevor sie Ögunc trafen, ziemlich fremd war. Timo und Christoph wissen natürlich, worum es in den Songs geht - zumindest sinngemäß. Sie finden aber auch, dass die Bedeutung der Texte nicht immer wichtig ist, weil Sprache auch allein durch ihren Klang schon eine ziemlich starke Wirkung haben kann.
Ob sie als deutsch-türkische Band in der Musikbranche besondere Vor- oder Nachteile haben, sei mal dahingestellt. Viel wichtiger ist es für Kent Coda, dass sie eine Bereicherung füreinander sind. Durch ihre Zusammenarbeit haben sie die Möglichkeit, Einblick in die jeweils andere Kultur zu bekommen und Klischees zu brechen.
Auf die Frage, ob Christoph und Timo türkische Rockbands aus der Türkei kennen und hören, bekam ich als Antwort “Mor ve Ötesi” und “Duman”. Es ist natürlich auch erwähnenswert, dass Kent Coda 2005 und 2008 die Vorband ebendieser Bands waren. Kent Coda haben sich meines Erachtens schon einen Namen in Deutschland gemacht. Besucht sie doch einfach auf ihrer Homepage www.kentcoda.com, sie werden Euch Eure Fragen bestimmt gerne beantworten.
Haluk Levent, einer der bekanntesten und beliebtesten Rocksänger der Türkei, wurde am 26. Dezember 1968 in Adana geboren. Nach seinem Abitur hat er fünf Studiengänge an fünf verschiedenen Hochschulen in der Türkei abgebrochen. Sein Engagement für bedürftige Personen zeigte er bereits in seiner Jugend. Oftmals hat er durch seine Musik versucht bedürftigen Menschen zu helfen, indem er seine Gage spendete.
1992 ging er nach Istanbul und trat in einigen Locations auf. Zwei Jahre später brachte er bereits sein erstes Album “Yollarda” heraus, welches für eine Rand-Musikrichtung ein voller Erfolg war: 200.000 verkaufte Alben sind hierfür der Beweis. 1996 brachte ihm sein zweites Album “Bir Gece Vakti” den Durchbruch mit 1.000.000 verkauften Platten.
1997 wurde er wegen einer zehn Jahre zurückliegenden Tat für neun Monate inhaftiert. Auch während dieser Zeit brachte er ein neues Album “Mektup” heraus und fing an seinem ersten Buch “Kedi Köprüsü” zu schreiben.
Er hat in seiner Karriere mehrere Tausende Konzerte gegeben und von vielen seine Gage an bedürftige Personen gespendet. Oftmals trat er auch nur für einen guten Zweck (z. B. Umweltschutz) auf. Er wird deswegen auch oft als “Wohlfahrts-Rocker” bezeichnet.
Seit 1992 hat er 13 Alben und zwei Bücher veröffentlicht, mehrere Tausend Konzerte und zwei Rekord-Konzerte von mindestens 12 Stunden gegeben und setzt sich immer noch für den Umweltschutz und für andere gute Zwecke ein.
Heute lebt Haluk Levent in den Niederlanden, gibt Konzerte in Europa und arbeitet an seinem neuen Album. Mit Fertigstellung und Veröffentlichung seines Albums wird er wahrscheinlich wieder nach Istanbul zurückkehren.
Turkish Rock - Divan Der Sultan und sein Hofstaat (diVan) geben sich die Ehre. Rockmusik vereinigt sich mit orientalischen Musikelementen zu etwas Aufregendem, zu etwas Atemberaubendem, zu etwas Neuem. Öffnen Sie das goldene Tor des Sultanpalastes, schreiten Sie durch das Tor der Glückseeligkeit und entdecken Sie eine neue Dimension der Musik. Wenn Orient und Okzident verschmelzen.
Die Band „diVan” verbindet angloamerikanische Popkultur mit Elementen der türkischen Kunst und Volksmusik. Die Texte sind auf türkisch und erzählen in einer blumigen, poetischen und metaphernreichen Sprache Geschichten die auch aus 1001 Nacht stammen könnten aber immer einen Bezug zur Jetztzeit haben. Auf das Visuelle legt die Band sehr großen Wert. Man wird auf der Bühne einen Sultan mit seinem Hofstaat also seinen Großwesiren, Paschas, Emiren und Leibgarde sehen können, gekleidet in die Gewänder aus dem Orient und auch der Harem des Sultans mitsamt Bauchtänzerinnen, sollen nicht fehlen.
Bandmitglieder
Gültekin Kaynak - Gesang, Gitarre
Dimitris Giatrakis - Perkussion
Ralph Schäfer – Gitarre
Ali Aslanbay - Saz
Franz Schmidt – Drums
Jörg Pöck – Bass
Cagatay wurde am 14.04.1980 in Deutschland geboren. Mit 8 Jahren ist er mit seiner Familie in die Türkei nach Kütahya gezogen und hat dort mit Rockbands wie Testere, Giyotin oder Sex & Dirt zusammen Gitarre gespielt.
Im Jahre 2000 zog er nach Izmir, gründete seine Rockband namens Ten und arbeitete an seinem ersten Album. Er gewann während dieser Zeit einige regionale und überregionale Song-Contest in der Türkei.
Nun veröffentlichte Cagatay sein erstes Album mit dem Namen Vazgectim Kendimden. Seine Werke werden auf TurkishRock.com unter einer Creative Commons-Lizenz zum Download angeboten.
Um folgende Tracks runter zu laden, einfach mit der rechten Maustaste auf den Link klicken und dann mit “Ziel speichern unter…” auf die eigene Festplatte speichern.
MokkA ist eine 7-köpfige Band, bestehend aus internationalen Musikern. Die Ur-Band hat sich bereits 1993 zusammengetan, um mit ihrer multikulturellen Musik ein breites Publikum anzusprechen.
Charakteristische der MokkA-Musik ist die Mischung aus groovendem Rock-Pop und dem temperamentvollen türkischen Gesang. Die Instrumentierung darf man als typisch europäisch bezeichnen, wobei orientalische Einflüsse den Gesamtsound wohl pointiert ergänzen. Zusammen mit einigem handwerklichem Geschick und dem sehr ausdrucksstarken Gesang entsteht die ganz eigene MokkA-Note. Als einzige Band im süddeutschen Raum vertritt MokkA diesen Stil und genießt so seit über 13 Jahren bei deutschem, türkischem und darüberhinaus auch bei internationalem Publikum große Beliebtheit.
Seit Gründung 1993 wurde dieses Ziel konsequent verfolgt und hat sich bis heute erfolgreich weiterent-wickelt. Das spiegelt sich in vielen Bereichen wieder wie zum Beispiel durch die Teilnahme an multi-kulturellen Veranstaltungen, internationalen Festivals oder auch Radiosendungen im SWR sowie Berichte über MokkA in türkischen und deutschen TV-Sendern.Bis Ende des Jahres 2007 konnten viele Ideen erfolgreich umgesetzt werden. Für das Jahr 2008 will die Band diesen bereits erreichten Erfolg stärken und weiter ausbauen.
Um dies umzusetzen sind umfangreiche werbliche Maßnahmen sowie neue CD- und Videoproduktionen erforderlich. Hierfür sucht MokkA noch professioenelle Unterstützung für die Bereiche Management, Marketing und Organisation.
MFÖ (auch: Mazhar-Fuat-Özkan), eine der wichtigsten Musikgruppen der Türkei, produzierte während ihrer 25-jährigen Musikkarriere mehr als 80 Kompositionen. Die Mitglieder des Trios sind Mazhar Alanson, Fuat Güner und Özkan Uğur.
Die Band legte 1968 den Grundstein mit der Produktion des Liedes “Türküz Türkü Çagiririz” von Mazhar Alanson und Fuat Güner. Die Gründung von MFÖ erfolgte zwei Jahre später, als sich Özkan Ugur der Gruppe anschloss.
Schon der erste Hit „Ele Güne Karşi“ wurde 1984 zum “Lied des Jahres” gewählt. Es folgten u. a. 1985 “Peki Peki Anladık”, 1986 “Vak The Rock”, 1991 “Best of MFÖ”. Zwei Mal vertraten MFÖ die Türkei beim Eurovision Song Contest: 2985 mit Didai Didai Dai (Platz 14) und 1988 mit Sufi (Platz 15).
Nach 1995 begannen die Mitglieder der Band ihre Solokarrieren. Mazhar Alanson spielte zusammen mit Cem Yilmaz in dem Film “Her sey çok güzel olacak”. In “Hokkabaz” spielen die beiden erneut zusammen. Fuat Güners erstes Solo-Album erschien im April 1999. Özkan Ugur übernahm verschiedene Rollen bei Film und Theater.
Trotz ihrer Solokarrieren tritt MFÖ noch zusammen im In- und Ausland auf.
Diskografie
1984: Ele Güne Karşı Yapayalnız
1985: Aşık Oldum / I Fall In Love
1985: Peki Peki Anladık
1986: Vak The Rock
1987: No Problem
1989: The Best Of MFÖ
1990: Geldiler
1992: Agannaga Rüşvet
1992: Dönmem Yolumdan
1995: M.V.A.B.
2003: MFÖ
2003: Collection
2006: AGU
Moğollar wurde 1967 von fünf Studenten (Murat Ses, Aziz Azmet, Cahit Berkay, Engin Yörükoglu und Haluk Kunt) gegründet und entwickelte im Laufe der Zeit einen eigenen Stil, den sie Anadolu Rock (Anatolischer Rock) nannten: Rockmusik westlicher Prägung kombiniert mit türkischen Rhythmen, Harmonien und Instrumenten.
1976 brach die Gruppe auseinander; 20 Jahre später gab es eine Wiedervereinigung der Band, der heute nur noch vier Musiker angehören. Die Band ist hauptsächlich für ihre Filmmusik und ihre Instrumentalstücke bekannt.
Eine Komposition vom Gründungsmitglied und Keyboarder Murat Ses “Garip Coban” (aufgenommen 1970) wird in mehreren Ländern für die Playstation 3 Werbekampagne “this is living” verwendet.
Diskografie
1968
- Kaleden Kaleye Sahin Uçurdum // Ilgaz
- Eastern Love // Artik Çok Geç
- Mektup // Lazy John
- Everlasting Love // Hard work
1969
- Sessiz Gemi // Indim Havuz Basina
1970
- Dag ve Çocuk // Imece
- Aglama // Yalnizligin Acikli Güldürüsü
- Garip Çoban // Berkay Oyun Havasi
- Ternek // Haliç’te Günesin Batisi
1971
- Behind the Dark // Madimak // Lorke
- Hitchin // Hamsi
Baris Manço (geboren am 2. Januar 1943 in Istanbul, gestorben am 1. Februar 1999) war ein türkischer Sänger, Komponist und Fernsehmoderator. Er war einer der wichtigsten Personen der türkischen Musikgeschichte.
Sein Markenzeichen war von jungen Jahren an seine langen Haaren und der Schnurrbart, die er auch im fortschreitenden Alter im ergrauten Zustand beibehielt. Er komponierte mehr als 200 Lieder.
Baris Manço’s musikalische Karriere begann während seines Studiums in Belgien. In den späten 50ern wurde er als Pionier des sogenannten “Anadolu Rock” berühmt. 1970 schaffte Baris Manço mit der Single “Daglar Daglar” seinen Durchbruch in der Türkei. 700.000 verkaufte Platten bescherten ihm eine Platinauszeichung.
1976 brachte er eine Single in London heraus (Barish Mancho - Nick The Chopper), er erlangte damit seinen internationalen Durchbruch in den europäischen Charts. Vier Wochen lang hielt sich diese Platte auf Platz 1 in England, Frankreich und Belgien. Damit platzierte er sich noch vor Elton John.
Anfang der 90er trat er zusammen mit Metallica bei einem Rockkonzert in Russland auf. 1995 verkauften sich seine Platten (Mega Manco, Müsadenizle Cocuklar, Live in Japan) in Tokio mehr als in seiner eigenen Heimat.
Manço starb 1999 an einem Herzinfarkt. Bei der Staatsbeerdigung trauerten Millionen von Fans. Seine Beerdigung gilt in der Türkei als jene mit der zahlreichsten Beteiligung von Trauernden. Baris Manço lebte im Stadtviertel Moda des Istanbuler Stadtteils Kadiköy. Heute gibt es ihm zu Ehren in dem Stadtteil den BarisManço-Park.
Diskografie
Kurtalan Ekspres (1969)
Dünden Bugüne (1971)
2023 (1975)
Sakla Samani Gelir Zamani (1976)
Barish Mancho / Nick The Chopper (1976)
Yeni Bir Gün (1979)
20 Sanat Yili Disco Manço (1980)
Sözüm Meclisten Disari (1981)
Estagfurullah.. Ne Haddimize! (1983)
24 Ayar Manço (1985)
Degmesin Yagli Boya (1986)
30 Sanat Yili Fulaksesuar Manço-Sahibinden Ihtiyaçtan (1988)
Darisi Basiniza (1989)
Mega Manço (1992)
Müsaadenizle Çocuklar (1995)
Baris Manço Live In Japan (1996)
Mançoloji (1999)
Cem Karaca (geboren am 19. März 1945 in Istanbul, gestorben am 8. Februar 2004) war ein türkischer Rockmusiker und einer der bedeutendsten Vertreter des Anadolu Rock.
Nachdem er zunächst in Coverbands gespielt hatte, gründete er 1967 seine erste türkischsprachige Band Apaslar. 1972 wurde er Mitglied der Gruppe Mogollar. Nachdem sich Mogollar aufgelöst hatte, gründete er Dervisan.
Ihm wurde vorgeworfen, mit seinen Liedern die Bevölkerung gegen die Regierung aufzuwiegeln. Nach dem Militärputsch 1980 wurde deshalb gegen ihn Haftbefehl erlassen und er wurde ausgebürgert. Seit 1979 lebte Karaca deshalb im Exil in Deutschland, wo er auch auf deutsch sang. Erst 1987 wurde er vom damaligen türkischen Ministerpräsidenten Turgut Özal amnestiert und konnte in seine Heimat zurückkehren.
Bemerkenswert ist sein 1984 erschienenes deutschsprachiges Album Die Kanaken, in dem er mit Liedern wie “Mein Deutscher Freund” oder “Es kamen Menschen an” die Situation der türkischen Gastarbeiter und Immigranten in Deutschland thematisierte. Andere Lieder thematisieren Arbeitslosigkeit (Total geschlaucht) oder Vorratsdatenspeicherung (Schnüffler). Seine Texte sind auch nach über 20 Jahren noch aktuell.
Besonderes Charakeristikum ist die raue Stimme Karaca, die er sowohl in Rock- und Jazzmusik einsetzen konnte.
Im Jahr 2006 kam das Album “Mutlaka Yavrum” heraus. Dieses Album wurde zu Ehren von Cem Karaca produziert. In diesem Album findet man Lieder von Cem Karaca wieder, aber gesungen von anderen Musikern wie Haluk Levent, Teoman, Edip Akbayram, der Gruppe maNga und vielen mehr.
Diskografie
Apaslar-Kardaslar (1972)
Tesekkürleriyle (1974)
Nem Kaldi (1975)
Parka (LP) (1977)
Yoksulluk Kader Olamaz (1977)
Safinaz (1978)
Hasret (1980)
Bekle Beni (1982)
Die Kanaken (1984)
Merhaba Gençler (1987)
Töre (1988)
Yiyin Efendiler (1990)
Nerde Kalmistik (1992)
Bindik Bir Alamete (1999)
Mutlaka Yavrum (2006)
Çökertme
Kaum zu glauben aber wahr: Turkish Rock Festival 2008 in Mannheim - 15 Stars des türkischen Rock an einem Tag auf einer Bühne!
Den 06. Juni 2008 wird man nicht so schnell vergessen. Ein Tag vor Beginn der Fussball-EM 2008 wird es in Mannheim schon türkisch rocken. Denn es sind türkische Rockstars wie Erkin Koray dabei, der vor Jahren auch in Deutschland ein Album veröffentlicht hat. Wer hätte das gedacht, Erkin Koray live in Deutschland auf der Bühne zu erleben.
Zudem wird auch die erfolgreiche türkische Rockband Mor ve Ötesi in Mannheim mit dabei sein. Sie vertreten die Türkei am diesjährigen Eurovision Song Contest, welches am 24. und 25. Mai 2008 stattfindet. Gut eine Woche später werden die Besucher des Turkish Rock Festival 2008 Mor ve Ötesi auch live auf der Bühne erleben können.
Weitere Teilnehmer des Turkish Rock Festival 2008 in Mannheim aus der türkischen Rockszene sind auch Özlem Tekin, Emre Aydın, Seksendört, Badem, Yüksek Sadakat, Göksel, Gripin, Nev, Gökçe, Manga, Aslı, Teoman und Gece Yolculari.
Kostenlos anmelden, die aktuellsten News
aus der türkischen Rockszene erhalten
und die Vorzüge von Specials-Mitgliedern nutzen! Klicke hier und melde Dich kostenlos an!
Aktuelle Kommentare